Kişiler arasındaki ihtilafların çözümünde, bilinen olağan yollar dışında hukukumuzda yeni bir alternatif çözüm yolu düzenlenmiştir. Yabancı ülkelerde farklı şekillerde uygulamaları olsa da ülkemizde tamamen kendine özgü bir düzenleme ile “arabuluculuk” uygulaması başlamıştır. Uygulama, süreç içerisinde olgunlaşacak, ortaya çıkacak aksaklıklar giderilecek, sistemin daha verimli çalışması için ek düzenlemeler yapılacaktır. Artık “Arabuluculuk” hukukumuza kurumsal ve işlevsel olarak girmiştir. Bu konuda yapılacak çalışmalar ve gayretler sadece, Arabuluculuk faaliyetinin, ihtilafların çözümünde, tercih edilmedeki büyüklüğünü belirleyecektir.

Arabuluculuk konusundaki kanun çalışmaları sırasında yapılan tartışmalar, bu faaliyetin hukukçular eli ile yapılmasına karar verilerek sonuçlanmış, bu sonuç da uygulamanın sağlıklı ve işlevsel olarak yürütülmesi açısından isabetli olmuştur. Hukukçular; sosyal yönleri gelişmiş, insan ilişkilerini iyi analiz eden, devamlı toplumun arasında bulunan bir sosyal tabakayı oluşturmaktadır. Bu nitelikleri itibariyle de “Arabuluculuk” faaliyetlerinin yürütülmesinde sadece kendilerinin tercih edilmiş olması sebepsiz değildir. Hukuk eğitimi almış ve hukuksal çalışmaların içinde bulunuyor olmaları da “Arabuluculuk” çalışmalarına kolay uyum sağlamaları sonucunu doğurmuştur.

Arabulucu olmak isteyenler, “Arabuluculuk” konusunda yetkilendirilmiş eğitim kurumlarında, eğitimlere katıldıktan sonra, yazılı ve uygulamalı sınavlarda da başarılı olmalıdırlar. Ancak beş yıllık mesleki tecrübesi olanlar Arabulucu olabilmektedir.

Tarafların Arabulucuya başvurmaları ihtiyari olup, süreci devam ettirip ettirmemeleri de tamamen kendi iradelerine bağlı tutulmuştur. Sürecin anlaşma ile sonuçlanması da kendi iradelerinin bir sonucu olarak ortaya çıktığından, kabul edilen çözüme ilişkin de taraflarda bir hazımsızlık oluşmamaktadır. Kısaca taraflar kendi sorunlarına kendileri çözüm bulmaktadır. Bu çözüm ilam hükmünde icra edilebilir bir karara dönüşmektedir. Arabulucu taraflara bir çözüm önermediğinden, sadece sürecin sağlıklı yürümesi için çaba gösterdiğinden, ortaya çıkan çözüm tamamen taraflara ait olmaktadır. Arabuluculuk faaliyeti bu yönü ile klasik yargılama faaliyetinden ve tahkimden ayrılmaktadır. Ortada üçüncü bir karar verici olmayıp karar verici olanlar ihtilaf halinde olan taraflardır. Bu yolla bulunan çözüme taraflar daha fazla sahip çıkacak ve benimseyecektir. Kararların infazında bu sebeple daha az ihtilaf çıkacaktır.

Arabuluculuk yöntemi  tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri konular ile kamusal ihtilaflar da Arabuluculuk yolunun kapatılmış olması anlaşılabilir bir durumdur.